LabBlog!
Bizi Takip Edin...
Kategoriler  
  Üye Girişi
  Yeni Üyelik
Birimler

Vitamin D - Güncel Yaklaşımlar


Vitamin D - Güncel Yaklaşımlar
Son yıllarda yapılan çalışmalarda, azalmış Vitamin D (Vit D) düzeyi ile artmış kronik hastalıklar arasındaki kuvvetli ilişkinin gösterilmesi, Vit D üzerindeki ilgiyi daha da arttırmıştır. Bunun sonucunda hemen hemen her ülkede son 5 yıl içerisinde Vit D’nin laboratuvar analizlerinde bir artış göze çarpmaktadır. Diğer taraftan, Pubmed veya SCI-Expanded gibi indekslerde yer alan Vit D ile ilgili bilimsel yayınlarda da gözle görülür bir artış bulunmaktadır.

Vit D’nin en önemli doğal kaynağı, UVB ışınları neticesinde deride 7-dehidrokolesterolden Vit D3 (kolekalsiferol) oluşumudur. Bu Vit D formu ayrıca hayvansal kaynaklı besinlerde de bulunmaktadır. Vit D2 (ergokalsiferol) ise bitkisel kaynaklı olup, ergosterolün UV ışınlarına maruz kalmasıyla oluşmaktadır. D2 ve D3, iki hidroksilasyon reaksiyonu sonucunda, öncelikle karaciğerde 25-hidroksivitamin D (25-OHD) ve daha sonra böbrekte 1,25 dihidroksivitamin D (1,25(OH)2D) formuna dönüşmektedir.Vit D, biyolojik fonksiyonunu transkripsiyonel değişiklikleri etkileyerek yapar. 1,25(OH)2D,intranükleerVit D reseptörleri ve retinoid X reseptörleri ile etkileşimle metabolikprosesleri düzenlemektedir.

En çok bilinen etkisiyle VitD, kalsiyum ve fosfor homeostazisi ile kemik mineralizasyonu için gereklidir. Ancak etkisi sadece bununla yeterli olmayıp; bazı kanser oluşumlarında, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon, inme, DiabetesMellitus, MultipleSclerosis, RomatoidArtrit, inflamatuvar barsak hastalıkları, periodontal hastalıklar, makülerdejenerasyon, psikotik hastalıklar ve kronik ağrı gibi birçok patolojide de Vit D eksikliğinin rolü tartışılmaktadır. Özellikle mevsimsel Vit D eksikliğine sekonder cathelicidin gibi antimikrobiyal peptidlerin eksikliği influenza epidemilerinin de ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Hayvan ve hücre-hattı çalışmalarında, Vitamin D veya analoglarının verilmesinin kanser oluşumunu engellediği veya oluşan kanserin ilerlemesini veya metastazını geciktirdiği gösterilmiştir. Vitamin D’nin tümör oluşumunu baskılama mekanizmaları farklı olup hücreye özgüllük göstermektedir. Bu mekanizmalar; hücre siklüsü elemanlarının bloke edilmesi, büyüme faktörleri ile intraselüler sinyal mekanizmalarının engellenmesi, apoptozun indüklenmesi, DNA hasarı tamir mekanizmalarının uyarılması, tumor angiogenezinin engellenmesi ve tumor metastazının inhibisyonu’dur. Vitamin D suplementasyonu ile özellikle kolon ve meme Ca’da muhtemel fayda gösterilmiş olsa da, yeterli Vitamin D dozu, tedavi süresi ve yeterli vakanın olduğu randomize klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

Vitamin D depolarının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için analiz yöntemleri önemlidir. Ligand-binding yöntemler (RIA ve diğer immünassayler gibi), HPLC ve LC-MSMS en sık kullanılan yöntemlerdendir. Ligand-binding yöntemlerinin kullanımı diğer yöntemlere göre daha basit ve hızlı sonuç vermeleri olsa da bazı dezavantajları mevcuttur. Bu tür yöntemler aköz ortamlarda daha iyi sonuç vermesine karşın, Vitamin D’nin sulu ortamda solubilitesi çok düşüktür. Farklı immünassay yöntemler ve hatta farklı laboratuvarlarda kullanılan aynı immünassay yöntemlerle bile karşılaştırılamayan sonuçlar elde edilebilmektedir. Bazı immünassay yöntemler Vitamin D düzeylerini olduğundan daha yüksek belirleyebilmektedirler. Özellikle Vitamin D2 tedavisi altında olan hastaların sonuçları, yöntemler 25-OHD2 düzeylerini tespit edemediğinden olduğundan daha düşük belirlenmektedir. 

Ligand-binding yöntemlerin problemleri HPLC yöntemleri ile aşılmış ve HPLC, geçmişte altın standart olarak kabul görmüştür. Ancak diğer yöntemlere göre daha fazla numune hacmi gerektirmesi, yoğun insan gücüne ihtiyaç duyması ve analizin uzun zaman gerektirmesi, HPLC’nin dezvantajlarındandır.

Son yıllarda “altın standard yöntem” olarak kabul gören LC-MSMS, kullanmış olduğu internal standardlar ve fizikokimyasal metodundan dolayı daha doğru ve daha kesin sonuçlar vermektedir.  HPLC’ye göre daha hızlı sonuç vermekte ve daha düşük numune hacmi kullanmaktadır. 25-OHD2 ve 25-OHD3 ayrımını yapabilmektedir. 

25-OHD, izomerizasyon sonrasında 3-epi-25-OHD epimerini oluşturmaktadır. 2006 yılında ilk defa raporlanan bu epimer, özellikle bebeklerde 25-OHD düzeyinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Özellikle bu yaş grubunda doğru Vitamin D düzeylerinin belirlenebilmesi için bu epimerik formların birbirinden ayrılabilmesi gerekmektedir. Sadece kütle spektrometrik olarak bu iki epimerin ayrımı,  aynı kimyasal yapıya sahip olmaları ve benzer fragman iyonları oluşturmaları nedeniyle kolay değildir. Bu nedenle kromatografik olarak ayrılmaları gerekmektedir.

Laboratuvarlar arasında analiz farklılıkları

 DEQAS (Vitamin D External Quality Assessment Scheme) sonuçlarına göre; serum 25-OHD düzeylerinde ölçüm metodlarına bağlı olan laboratuvarlar arası değişkenlikler mevcuttur. Bu değişkenliklerin nedeni; Vitamin D’nin hidrofobik yapıda olması, farklı moleküler formda bulunması ve Vitamin D bağlayıcı proteine sıkı şekilde bağlanması gibi Vitamin D ile ilgili faktörlerle beraber, farklı ölçüm yöntemlerine bağlıdır. 1990’lu yıllarda %30’dan büyük olan laboratuvarlar arası değişkenlik günümüzde %10 seviyelerine kadar inmiştir. NIST (National Institute of Standardsand Technology) standard referans materyali (SRM) ve referans ölçüm prosedürlerinin kullanıma girmesinin bu gelişmelerdeki rolü fazladır.

Fonksiyonel Vit D göstergesi:

25-OHD analizi, fonksiyonel Vitamin D statüsünü belirlemesinde en önemli parametredir. 1,25(OH)2D biyolojik olarak aktif Vitamin D formu olsa da, eksiklik en belirgin düzeye ulaşıncaya kadar seviyelerinde bir değişiklik olmamaktadır.

Acıbadem Labmed Klinik Laboratuvarında Vitamin D analizi

  • Acıbadem Labmed Klinik Laboratuvarında Vitamin D analizi LC-MSMS yöntemiyle yapılmaktadır.
  • Yöntemin; NIST tarafından üretilen standard referans materyal ile izlenebilirliği sağlanmaktadır.
  • Her yıl hem DEQAS hem de NIST tarafından organize edilen dış kalite kontrol programlarına düzenli olarak katılım sağlanmaktadır.
  • Toplam Vitamin D düzeyleri ile beraber, 25-OHD2 ve 25-OHD3 ayrımı yapılarak raporlama yapılabilmektedir.
  •  3-epi-25-OHD ayrımı yapılabilmektedir.
Yapılan araştırmalarda, sağlık profesyonellerinde de Vitamin D eksikliğinin ciddi düzeylerde olabildiği gösterilmiştir. Lütfen sizde Vitamin D düzeylerinizi yılda en az bir kez tahlil ettirin.



Acıbadem Lab Tarafından 22 May.14 tarihinde gönderildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
İsim, Soyisim
E-Posta

E-Posta Bülteni
Gelişmelerden haberdar olun.